Ana içeriğe atla

KİMLİĞİN İNŞASI

SOSYOLİZASYON (SOSYALLEŞME - TOPLUMSALLAŞMA)

Sahip olduğumuz genler belli oranlarda boy uzunluğumuzu , göz rengimizi, zeka seviyemizi belirler. Fakat bütün bunların yalnızca kalıtımın belirlediğini söyleyemeyiz. Genetik mirası çevreden ayrı tutmalıyız. Yaşanılan çevrede en az genetik miras kadar önemlidir. Genler ilk başta ağır basıyor gibi görünse de etkileşim olmadan biz bunun etkisini göremeyiz. Bu etkileşim de ancak çevrede gerçekleşir.

Bazı araştırmacılar da çocukların sosyoekonomik çevresinin , zekanın üzerinde çok büyük etkisi olduğunu ortaya koymuştur. Genetiğin çocukların zekasına etkisi ile ilgili 7 yaşındaki çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada, yoksul ailelerin ikiz çocuklarının IQ seviyerindeki farklılaşmaların , zengin ailelerin ikiz çocuklarından daha fazla farklılaştığını göstermektedir.
Kargaşa ve istikrarsızlığın olduğu ortamlarda çocukların genetik potansiyelleri , gelişme imkanı bulamamaktadır.Buna karşın zengin aileler , çocukların daha iyi nörolojik gelişimi için gerekli olan bilişsel uyarılma imkanları ile donatılmıştır.

Dış görünümümüz , fiziki özelliklerimiz ve kalıtsal hastalık yatkınlıklarımız kişisel gelişimimiz üzerinde belli bir etkiye sahiptir. Bunun ötesinde her türlü düşünce ve davranışlarımız , beynimizde cereyan eden bir dizi karmaşık nörolojik ve elektrokimyasal olayların sonucunda gerçekleşir. Yemeğe ihtiyaç hissettiğimizde , kan şekerini düşüren fizyolojik bir duyarlılık ortaya çıkar. Elbette açlık biyolojik bir süreçtir. Fakat bu algıya tepki biçimlerimiz, tek başına fizyoloji ile açıklamaz.Ne, ne zaman , nasıl ve hangi sıklıkla yiyeceğimiz , zaman içinde öğrendiğimiz kültürel güçlerin bir ürünüdür.

Öyleyse, genlerimizin ve beynimizin kişiliğimizin gelişiminde önemli etkileri olmakla birlikte ;hayatımızdaki önemli insanların tutum ve davranışları ile hayatımızı şekillendiren kültürel kurumsal güçler, en az genler kadar etkiye sahiptir. (Eliot, 2010).Bu olgular değiştiğinde bizler de değişiriz. Bu saptalamalar birbiri ile çelişmez. Kişilimizin gelişiminde belli ölçülerde tesadüfi unsurlarında rolü vardır. Bizim kontrolümüz dışında olan bu unsurlar arsında şansın , tesadüfi karşılaşmaların , bizim dışımızdaki kişilerce verilmiş kararların siyasi , ekonomik tarihsel olayların önemi gözardı edilemez.

Alıntı- David m. Newman- Sosyoloji

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

STARBUCKS AÇMA HAYALİ/ FRANCHISING

STARBUCKS AÇMA HAYALİ/ FRANCHISING Dünya’nın çoğu yerinde olduğu gibi ülkemizde de işlek caddelerde en az 1 tane Starbucks kahve dükkanı bulunmakta, hatta bazı yerlerde 2 tane birbirine yakın dükkan bulunabilmekte. Bunun sebebi çok doğal, marka belirli bir isim yapmış ve oraya gitmek bir hava atma kaynağı. Diğer bir neden ise benim gibi kahve tiryakilerinin çok sayıda olması. Bu nedenle diğer Kahve satan yerler Kahve Dünyası, Kocatepe Kahve, Lavazza ve Caribou gibi yerlerde çoğalmaya başladı. Bir kısım kimselerin bu kadar kolay hizmetle çok para kazanıldığını farketmiş olması gerek. Bu nedenle kendileri de bu isimlerle kahve dükkanı açmak isteyebilirler. Bu yazıyı da bu yüzden yazıyorum, daha önce düşündüğüm bu fikri nasıl gerçekleştirebileceğinize gelelim. Maalesef Starbucks açmak tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de mümkün değil, işin çok güzel para kazandırdığını gören yetkililer, işi tekelleştirmişlerde aynı zamanda. Shaya Grup adında uluslar arası bir gruba ait bir şirket. Yani i…

İNTİHAR- EMİLE DURKHEİM

Emile Durkheim Ve İntihar Üzerine,
Genel ortalamaya bakıldığında toplumda on yıllık intiharların yıllık toplamlarının hemen hemen aynı kaldığını görülmektedir. Bu da bize intihar’ ın nedenlerinin bireyden çok toplumda aranması gerektiği gerçeğini sunar. Durkheim  toplumsal nedenlerden önce bireysel nedenler üzerinde durmuştur .Ona göre akıl hastalığı, sarhoşluk ve ırk gibi özellerle intihar arasında zorunlu özellikler yoktur. Bazı mevsimlerde intihar oranının artması ya da gündüz intihar oranının geceye göre daha fazla olması , o zamanlarda toplumsal hayatın daha yoğun bir biçimde almasındandır. Durkheim toplumsal olayları dikkate alarak intiharı üç bölüme ayırır. 1)Bencil (Egoistic) İntiharlar Bireyin bağlı olduğu çevreye aidiyet duygusunu tam olarak kazanamamasından kaynaklanır. Yani toplumsal bağlar gevşek olduğu ,birey kendini yalnız hissettiğinde ortaya çıkar. Avrupa’da Katolik Toplumların intihar oranı düşük, protestan toplumlarda ise yüksektir. Ona göre politik karmaşıklıklar …

ANTHONY GİDDENS SOSYOLOJİSİ

Batı sosyolojisinin en önemli temsilcilerinden biri kabul edilen Giddens, sosyolojinin merkezi problemleri yeniden ele alarak, bu eserinde sosyolojik teorinin belirsizlik ve kriz söylemlerinin hangi nedenlerden kaynaklandığını ortaya koyarak, sosyolojik teorinin kriz anında batılı sosyologların çözüm önerilerini sunmaktadır.
Eser sosyoloji merkezi problemlerinin gelişimini Auguste Comte,Emile Durckheim, Karl Marx,Max Weber Talcott Parsons,Alfred Schutz, Erving Goffman, Alain Touraine ,Jürgen Habermas, Pierre Bourdieu, Norbert Elias 'ın fikirlerini özümseyerek okuyucunun önüne sermektedir.
Kitabın analizini  ülkemizde Yrd.Doç.Dr.Ali Esgin yapmıştır. Kendi adıma kitabı oldukça kolay anlaşılır buldum.Akıcı olan kitap 572 sayfa fakat gerçeketen sosyolojinin bir özeti şeklinde olması nedeni ile çok yararlı ve öğretici . Başlangıç kitaplarının başlarında olması gerektiğine inandığım kitabı tüm sosyoloji öğrencilerine öneririm.



İyi Okumalar.